Şehit Celâl İbrahim Bey

• 18 Mart 2014 • Dönem, Futbolcu, Futbolist, İstanbul Ligi, Kadim, Kulüp, LigYorumlar (0)775

Celâl

“Çocuk idim. Futbola olan fazla merakım dolayısıyla Galatasaray’ın futbol müsabakalarında bulunuyor, Emin Bülend, Bekir, Hasan, Hüseyin gibi mümtaz sporcularımızın oyununu seyre bir türlü doyamazdım. Zamanın bu nâmdar oyuncuları arasında o zamanki taalühe göre ateşin nazarı, cevaliyet fevkalâdesi ile en ziyâde nazar-ı dikkatimi celb eden merkez muhacim Celâl olmuştu.

Çarptığını deviren, vurduğunu behemehâl oyun harici kılan Celâl, bilhassa kalecilerin hususi ‘hasm–ı bî–aman’ı (amansız düşmanı) idi. İstanbul’u ziyâret eden Macar takımının kalecisini gol direği ile çelik gibi vücudu arasına nasıl kıstırdığını ve geriye çekildiği zaman zavallı Macar’ın nasıl baygın bir halde yere düşmüş olduğunu hatırlamamak kâbil değildir. İstanbul’da futbol oyunu haşmetini kaybedip de daha nezih bir vâdîye dönüştükten sonra bittabi Celâl de artık şöhretini kaybetmeye başlamıştı. Galatasaray’ın nâmdar kaptanı ‘Emil Oberle’, bu mümtaz oyuncuyu büyük bir nüfuz-u nazarla merkez yardımcılığa ‘Orta Muavin’ nakil etti. Artık Celâl tam yerini bulmuş ve futbol âlemimizde kazanmış olduğu nâmın bihakkın (hakkıyla) ehli olduğunu ispata başlamıştı.

Harb ilan edildi. Sancak altına koşanların en başında Celâl bulunuyordu. Hizmet-i maksuda erbabından, Harbiye Talîmgâhına kayıt olanların birincisi, apolet numarasının 1 olmasından dahi anlaşılacağı vech ile Celâl olmuştu. Bu kıymetdar sporcu az zaman sonra kıymetdar bir süvârî zabıtanı oldu. Hecin Süvârî Alayı ile kanala (Süveyş) oradan da Irak’a gitti. 332 Haziran’ında Bağdat’tan geçerken kendisine rast gelmişdim. O ne kadar munis ne kadar hoş muhabbet ne kadar arkadaş canlı bir insandı. Beraberce bulunduğumuz dört beş gün hep spor hâtırat mâzisini yaşamakla geçirmiştik.

1 Mart 333 (1 Mart 1917) matemli bir gündü. Pek faik kuvvetler karşısında ricata mecbur kalan ordumuz o günün akşamı Bağdat’ı terke hazırlanıyordu. Herkes fevkalâde müteheyyic (heyecanlı) idi. Bu esnada yanıma gelen ve bugün ismini pek hatırlayamadığım bir arkadaşım Celâl’in beş kilometre gerisinde ‘Kâzımiye’ hastanesinde halet-i nezide (can verme hali) bulunduğunu söyledi. Bir an için her şeyi unuttum. Hemen son dakikalarında yanında bulunmak istedim. Dört beş saat sonra hastaneye gittiğim zaman yeni bir insan cesedi bulunan ve üzerine örtü çekilmiş bir yatak gösterdiler. Örtüyü kaldırmayla {kaldırınca’ ve terk-i hayat edeli henüz bir saat bile olmamış olan bu aziz arkadaşımın idi. İstirahatini ihlale cesaret edemedim. Hiç olmazsa son vazifemi îfâ edebilmiş idim. Ordumuz artık Kâzımiye hizalarinı geçmeye başlamıştı. Öyle zan ediyorum ki mübarek vatanı müdafa yolunda orada kalan bu muhterem şehidi hâb-gâh-ı ebediyete (ebedi istirahatgâh) nakil etmek vazifesini bayağı hem pek bayağı ellere mecburen terk edildi.

Ahmed Cevad (Galatasaraylı  ilk nesil Futbolist)

Celâl İbrahim ve Kaptan Ali Sami Beyler bir müsabakadan önce...

Celâl İbrahim ve Kaptan Ali Sami Beyler bir müsabakadan önce…

 

 

 

Pin It

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>