Lodos Bereketi

• 18 Temmuz 2014 • Arşiv, Dönem, İstanbul Ligi, Kadim, Kulüp, Lig, Seçilenler, SezonYorumlar (0)145

Çok şiddetli lodos sebebiyle birçok oyuncusu maça gelemeyen Galatasaray, lige iştirak eden ikinci Türk kulübü Fenerbahçe’yi muazzam bir netice ile mağlup etti.

Üç yüz yirmi yedi (1911) sene, Kânûnsani (Ocak) otuzuncu Pazar günü yani miladi takvimle 12 Şubat 1911’de, İstanbul Futbol Birliği Ligi’nin on üçüncü müsabakasında, Galatasaray Fenerbahçe’yi yediye karşı hiç gol yemeden mağlup etti.

Memleketimizde İngilizlerin kurup yeşerttiği futbol, Payitaht İstanbul ile İzmir ve Selanik vilayetlerinde, takvimlerin on dokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyıla dönen senelerinde bir birlik etrafında tesis edilebilmişti. İzmir ve İstanbul liglerinin müessisi Bay James LaFontaine, iyi bir sporcu ve spor adamı olmanın yanında aynı zamanda iyi bir de organizatör idi.

İstanbul’dan önce kurduğu İzmir Ligi ile ilgili elimize maalesef pek bir şey yok. İzmir’in işgalden kurtarıldığı sırada çıkan “Büyük Yangın” büyük yıkımı ile beraber, bir toplumun yazılı hafızasını da kül etti. Bununla beraber İstanbul’un daha şanslı olduğunu söyleyebiliriz. Payitaht tek bir kurşun atılmadan ve savaşılmadan işgal edildiği gibi, yine kavgasız gürültüsüz bir surette geri alındı. Bu yüzdendir ki; İstanbul’un yazılı tarihi bizlere kadar ulaştı.

1904 senesinde Bay James LaFontaine ve yakın arkadaşı Bay Avukat Henry Pears tarafından tesis edilen lige evvela Galatasaray ve 1910 -11 sezonunda da Fenerbahçe ve Progres (Terraki) ‘sonradan meşhur Altınordu olacak’ kulüpleri iştirak etti. Galatasaray lige kabul edilişinin üçüncü senesinde yani 1908 – 09 sezonunda ilk şampiyonluğunu kazandı. Bu şampiyonluk üç sene fasılasız devam etti. İngiltere’den hususi olarak yaptırılıp getirilen canım şildin üzerindeki gümüşten yüreklerden üçüne adını ha’kketti (kazıdı).

Galatasaray ile Fenerbahçe o dönemde birbiriyle kavga etmeyen, memleketteki yabancı ve azınlık kulüplerine karşı birlik oluşturan kardeş kulüplerdi. İki kulübün de son derece centilmen ve beyefendi idarecileri vardı. Birbirlerini iyi tanırlar ve müsabakalardan önce aralarında “Yarın bizimle maçınız var. Erken yatıp dinlenin isterseniz” demeye kadar giden bir hukuk vardı. Müsabakalar tam bir sportmenlik içinde ve eskilerin dediği gibi “samimi bir ortamda” geçerdi. Ta ki; aralarında baş gösteren “Şild” mevzuuna kadar. Bu konuya zamanı gelince tafsilatlı bir biçimde değineceğiz.

12 Şubat Pazar günü Union Club sahasında oynanan maç, yine centilmenlik ve dostluk havasında geçti. Aslına bakarsanız Fenerbahçe lige tecrübe kazanmak için iştirak etmiş ve son iki sezonun şampiyonu Galatasaray’a nisbeten zayıf bir kulüptü. Ancak sarı lacivertli kulübün bu sefer bir şansı olabilirdi. Zira müsabakanın oynanacağı gün muazzam bir lodos vardı. Vapurlar bu fırtına nedeniyle işlemiyor, Galatasaray’ın İstanbul tarafında oturan futbolcuları Kadıköy’e geçmekte müşgülat yaşıyordu.

Maç saati geldi çattı. Futbol oynamayı bırakmış Ali Sami Bey dâhil olmak üzere sadece altı Galatasaraylı çayırda ispat-ı vücud gösterebildi. Fenerbahçe de bir kişi eksikti. Onlar da on kişi toplanabilmişlerdi. Buna rağmen maç başladı. Yaklaşık on dakika sonra Küçük Ali yetişip oyuna dâhil oldu. Bir müddet sonra da Fener’in kalecisi sakatlanıp oyundan çıktı. Böylece sahada yedi kişilik Galatasaray timi ile dokuz kişiden mürekkeb Fenerbahçe kaldı.

O gün futbolun bütün yıldızları sonradan şehitlik mertebesine yükselecek olan Celâl İbrahim Bey için parladı. Ruşen Eşref Celâl İbrahim Bey’i bakın nasıl anlatıyor:

“… Kürt Celal, çok canlı, çok şirin, çok sevimli, çok da kuvvetli bir arkadaştı. Oyunda daima ileri, daima ileri giderdi. Gerilediği görülmemişti. Topu ayağıyla, karşısındakini de omuzları veya gövdesiyle sürer götürürdü.”

Celâl İbrahim Bey o gün Fenerbahçe kalesini tam dört defa ziyaret etti. İki defa Emin Bülend ve bir defa da Şehit İdris. Hülasa yedi kişi ile yedi gol attı sarı kırmızılı tim, sarı lacivert kardeşlerine. Fenerbahçe’nin kalecisi Ali Sait’in sakatlanıp çıkmasından sonra sarı lacivertli oyuncular, gol yiyenin kaleyi terk etmesi suretiyle sırayla kaleye geçtiler.

Memleketin en zor dönemlerin birinde, ‘Girit elden çıkmış, Balkan Savaşı patlamak üzereydi’ icra edilen dördüncü Galatasaray – Fenerbahçe müsabakasının hakemi ve on yedi oyuncusunu saygıyla anıyoruz efendim. Hepsi de nur içinde yatsınlar.

Union Club'de bir müsabaka...

Union Club’de bir müsabaka…

Pin It

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>