Gâlib’e Vefa

• 9 Mart 2014 • Arşiv, Dönem, Eski, Futbolcu, Futbolist, İstanbul Ligi, Kulüp, LigYorumlar (0)597

Bir İstanbul Beyefendisi, Vefalı Gâlib Fikret Haktanır ile yapılan söyleşiden…

1921’de İznik’te doğdum. Yunanı denize dökünce, İzmir’e göç etmişiz. Mısırlı caddesinde oturduk. Metruk bir mekteb vardı orada. Bir gün baktık ki; bir adam kendini asmış mektebin orta yerinde. O vakit, “Ölü Mektebi” dedik oraya…”

Vefalı Gâlib

“ah Gülcemal, Gülcemal / dört direği var” dizeleriyle yad edilen Gülcemal vapuru ile seyahat ederek İstanbul’a geldiğinde, nüfusu yaklaşık bir milyon civarında olan son derece kozmopolit bir şehir karşılamıştı kendisini. Şimdilerde replikası yapılsın mı yapılmasın mı tartışmasıyla çok meşhur olan “Tarihi Topçu Kışlası” veya namı diğer Taksim Stadyumu’nda top oynamış, radyonun televizyonun, çamaşır makinasının icatlarını, kullanıma başlanmalarını gün be gün yaşamış bir zat…

“… Esasında İzmir’i çok seviyordum. Ama pederim vefat edince, Annem beni dedeme göndermek mecburiyetine kaldı. Rami’ye yerleştim. Annem İzmir’de kaldı, çalışıyordu kadıncağız, bana bakabilmek için…”

“… İlk defa Leblebi’nin ismini duydum (Meşhur Galatasaraylı Leblebi Mehmed Bey’den bahsediyor). Muazzam bir sürati vardı. İlk izlediğim müsabaka, Taksim’de, sanırım otuz iki, otuz üç seneleri olacak, Galatasaray’ın bir maçıydı…”

“…Taksim sosyetik bir semtti. Giyinip kuşanıp giderdik. Stadyum konforluydu. Paramız olmadığı zamanlar arka taraftaki tamirhanelerin orada bir kapı vardı, oradan gizlice girer seyrederdik maçları…”

- Ah, Darüşşafaka’da baktım bayraklar yarıya çekilmiş. “ne oldu” diye sorunca, “Atatürk öldü” dediler. Çok müteessir olduk. Herkes Dolmabahçe’ye akın etti. Feci bir gündü tabi. O bahsettiğiniz zatlarla tanışmadım. Tabi Yusuf Ziya da Ali Sami de önemli insanlardı. Ben Reha, Bülend Eken `halen hayattalar ve Allah uzun ömürler bahş etsin’ ve Şükrü Gülesin ile tanıştım. Muazzam futbolculardı.

“… Bir defa Galatasaray, bildiğin kulüptür. Avrupai spor kulübü. Maaşını ayın başında, daha kulüpten içeri girer girmez muhasebeci gelir ve takdim eder. Fenerbahçe’de gecikir maaşlar. Birkaç ay sonra alırsın. Orası daha, nasıl desem, alaturkadır. Beşiktaş mı? Orada da gününde verilmez. Onların farkı, gelip cebine koyarlar usulca…”

“… Bir defa ben içeri girince, ayak ayak üstüne atanlar toparlanır, sigara içenler hemen gizlerdi sigaralarını. `Tam bu anda Nimet Hanım Vefalı bir oyuncunun kendisine sigaradan yanmış avuçlarını gösterdiğini anlattı.’ Oyundan hakem dahi kaptana söylemeden futbolcuyu çıkaramaz. Kaptan ise çıkartabilir. Ben çıkartmadım gerçi. Ancak laubali olanların takımla ilişkisini keserdim, idmana almazdım. Bir gün Rebii (Erkal) geldi `Yahu Galip şu Abdullah’ı affet de idmana çıksın’dedi…”

Bir Şiir

Muhteşem’i kaybettik
İhtişamımız kayboldu
Gâlib’in ayağı kırıldı
Galip gelemiyoruz…
"ah Gülcemal, Gülcemal / dört direği var"

“ah Gülcemal, Gülcemal / dört direği var”

 

Pin It

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>